Ekonomist

9/11/2009 - Krizden Cikis Stratejileri

Kategori: Global Ekonomi

Kasım 9, 2009. Dow Jones yılın en yüksek seviyesinden kapanarak bir kez daha krizden çıkış sinyalini netleştirmiş oldu. Özellikle İrlanda’da yapılan G20 zirvesinden gelen canlandırma paketlerine destek ve sıkı politikalara acele geri dönülmeyecek sinyalleri bunu tetikleyen önemli konu oldu. Son dönemde tartışılan konuları kısaca dört ana başlık altında bu yazıda tartışmaya çalışacağım. Krizden çıkış stratejilerini para politikaları, maliye politikaları, uluslararası kurumların yeniden yapılandırılması ve devlet müdahaleleri başlıklarıyla birlikte tartışmaya çalışacağım.

Enflasyon Beklentileri (para politikaları)

Bu kriz döneminde Amerikan Merkez Bankası (FED) çok önemli bir stratejik kararla oldukça agresif bir karar alarak gösterge faizleri 0 noktasına çektikten sonra piyasadaki likidite sıkıntılarını atlatmak ve özellikle fiyatlanamayan uzun vadeli gayrimenkul kredilerine dayalı uzun vadeli borç senetlerini likidite ederek bankalara fon ve rahatlama sağlayan ve bir anlamda bankaları kurtarmaya da yarayan bir mekanizma gelistirdi. Quantitative Easing adı verilen ve daha önce hiç kullanılmamış bu politika aracı sayesinde bankalar likidite sorunlarını aştılar. Piyasa ihtiyacı olan nakite kavuştu. Dolar darboğazına giren gelişmekte olan ülkeler veya kısaca bütün dünya ülkeleri bu sayede nakit sağlamış oldular. FED bilançosuna baktığınızda 800 milyar dolar civarında dolaşan büyüklük kriz sonrasında 2.5 trilyon dolara kadar ulaştı. Kısaca piyasadaki dolar miktarı 2.5 katına çıkartıldı. Şu günlerde bu miktar 2.25 trilyon dolar civarında seyretmektedir. Bu politika sayesinde krizden çok hızlı bir çıkış sağlandı. Başarılı bir mekanizmaydı. Ancak şu anda önümüzde iki soru duruyor:

1.      Piyasada oluşan aşırı dolarların sterilize edilmesi (piyasadan geri alınması) enflasyona dönüşmesine fırsat vermeden nasıl sağlanacak?

2.      Bu sterilizasyon sürecinde büyüme ve işsizlik nasıl etkilecek?

Öncelikle FED şu aşamada parayı sterilize etmek için iki mekanizma kullanabilir. Kriz sırasında aldığı gayrimenkule dayalı senetleri piyasaya geri satarak bilançosunu küçültebilir ya da faizleri yükselterek piyasadaki para düzeyini azaltabilir. Her ikisi de nükleer bomba. İlk yolu kullanamayacağı konusunda ekonomistler hem fikir. En önemli sebebi bankaları kriz öncesi riskli pozisyonlarını geri döndürmekten başka bir ise yaramayacaktır. Zira emlak piyasasına oldukça bağlı hareket eden bu senetlerin değerlerini sağlıklı olarak tesbit edebilmek imkansız. İkinci yolu kullanmak da bir anlamda ekonomiyi daraltıcı ve işlemleri azaltıcı ve dolayısıyla büyümeyi negatif etkileyecek bir sonuç ve yeni daralma sürecini de beraberinde getirecek bir süreç oluşturacaktır. Bu durumda en sağlıklı yöntem uzun dönemli ve gayrimenkule dayalı bu senetlerin vade tarihlerini beklemek ve vadeleri geldiğinde de bunları paraya çevirerek uzun vadeli bir  bilanço küçültme yöntemi uygulamak olacaktır. Bu durumda piyasa uzun vadeli bol paralı bir döneme girmiştir.

Bu bol para gittiği yerde oldukça ciddi büyümeye neden olacaktır. Zaten son dönemde borsalarda gördüğümüz aşırı iyimser hava bu paranın gittiği yeri yeşillendirmesinden kaynaklanmaktadır. Yoksa ne tüketici harcamalarını artırmış ne de üretici üretim miktarlarında ciddi artışlar yapmış ne de henüz işçi çalıştırmaya başlamıştır. İşte asıl üzerinde kafa yorulması gereken de bu noktadır. Bu sağlıksız mekanizma finans ve bankacıların oldukça hoşuna gidecek zira oldukça karlı ve verimli bir dönemden geçecekler. Bir anlamda devlet parasıyla para kazanacaklardır. İkincisi de büyüme oranları oldukça pozitif olacak, özellikle paranın gittiği yerler yani gelişmekte olan piyasalar ve ABD güçlü büyümeler yaşayacaklardır. Buna karşın işsizlik de önemli bir değişim ve kriz öncesi değerlerine ulaşmak ise mümkün olmayacaktır. Özellikle ABD’de. İşte sıkıntı da buradadır. Krizden çıkmış yüksek oranlarda büyüyen  buna karşın yüksek işsizlik rakamlarına sahip bir Amerika ile karşı karşıya kalacağız.

Bununla birlikte varlık fiyatlarında da önemli oranda artışlar görmek mukadder olacaktır. Zira bu para varlık alımlarında değerlendirilecektir. Emtia fiyatlarındaki artış talebin artmasına bağlı olarak artacak gibi analizler ortada dolaşmaktadır. Ancak sonuçta bu üretim ve tüketim artışına paralel gelişen bir süreçtir. Üretim ve tüketim artmadan emtia fiyatlarında oluşabilecek bu spekülasyonlar uzun vadeli olamayacaklardır. Dolayısıyla piyasadaki bu ekstra likidite şimdilik enflasyon tehlikesi göstermemektedir. Ancak bunu önlemek için FED hesaplarında bankaların tuttuğu para için bir faiz verilmesi bir anlamda likiditenin piyasada yeni bir balon oluşturması tehlikesini önleme potansiyeline sahip bir mekanizma olabilir.

Faizleri artırarak bilançoyu küçültmek ve piyasadaki fazla parayı geri almak isteyen FED ise kendi ayağına kurşun sıkar. Bu politika ekonomide kemer sıkma politikası dediğimiz bir yöne doğru götürür ve bu sayede işsizliği daha da artırmış olursunuz. Büyüme de olumsuz zetkilenecektir.

Son bir senaryoyu daha paylaşarak bu konuya nokta koyalım. FED her iki mekanizmayı da çalıştırmasın ve elindeki varlıkların vadesini beklesin aynı zamanda faizleri de artırmasın. Şu an bu senaryoya göre hareket edilmektedir. Bu noktada üç tehlike mevcuttur. Birincisi yeni bir fiyat balonu özellikle emtia fiyatlarında ve gayrimenkul fiyatlarında oluşabilir. Ancak burada böyle bir talep henüz söz konusu değildir. Olma ihtimalini çok iyi takip etmek gerekir.

İkincisi enflasyonda artış eğilimi ve bu konuda FED’in aktif politika izlememsi ki bu sayede paranın değeri düşürülür ve otomatik bir bilanço küçültme etkisi sağlanmış olur. Ancak piyasada oldukça negatif etkileri olacak ve bu yeni bir krize doğru götürme potansiyeline sahip olacaktır. Bu konuda kriz henüz geçmedi bir W kriz önümüzde bir kez daha çökeceğiz diyenlerin önemli argümanlarından biridir.

Üçüncü ve en zayıf ihtimalli senaryo ise bu durumun bizi yeni bir dolar krizine götürmesidir. Dünyada rezerv sahibi ülkeler krizin bu şekilde atlatılmasını bir nevi Amerikan ekonomisinin yeniden subvanse edilmesi gibi görmektedir. Bu da uzun dönemde rezervi dolar olarak tutan ülkelerin zararınadır. Bunu önlemenin en kalıcı rolu de yeni bir ulusarası rezerv parası olacaktır. Bu aşamada koordinasyonsuz böyle bir girişim bu krizden çok daha büyük ve kontrolsüz bir krizi daha tetikleyecektir. Olası görünmese de uzun vadede artık üzerinde hızla çalışılacak bir konu olacaktır. Çin, Hindistan gibi ülkeler bu konuda ABD üzerinde baskı oluşturmaya çalışacaklardır.

Yazımızda sadece ilk maddeyi ele almamıza rağmen oldukça uzadı. Burada keselim ve diğer maddeleri bir başka yazıyla ele almaya çalışalım.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Global Ekonomi degerlendirmeleri, Turkiye ekonomisi konulu yazilar ve yorumlarimiz burada yer alacak..... Selçuk Hakan

Duzgun Gorunum

Sayfadaki Turkce karakterleri eger ilk yuklemede goremiyorsaniz sayfayi "refresh" yapiniz. Problem duzelecektir.

Basinda Ekonomist

Ugur Gurses 20 Kasim 2006

Son Yazılar

Krizden Çıkış Stratejisi 2
Krizden Cikis Stratejileri
Aslinda Turkiye Buyuyor!!!
Amerikan Otomotiv Sektörü’nü Kurtarma Planları
Amerika'da Ne Oldu? Ne Olabilir?
Bu Kez Roubini Hakli CIkti!!!
Hep Ayni Hata
Son Donemin Analitik Degerlendirmesi
Askerlik Bitti
Yorumsuz Okuyucu Yorumu

Linkler

Ana Sayfa
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta



Listed on BlogShares

Enter your Email


Powered by FeedBlitz
Technorati Profile


Google PageRank™ - Post your PR with MyGooglePageRank.com