Ekonomist

5/10/2006 - İstikrar İçin Vizyona İhtiyacımız Var

Son yazılarımızda Amerika`da beklenen durgunluğu tartışıyoruz. Salı günü FED Başkanı Bernanke, Economic Forum of Washington`un düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada bu beklentileri paylaştığını dile getirdi. Daha da ötesine geçerek  gayrimenkul fiyatlarındaki reel kayıpların ve bu sektördeki durgunluğun önümüzdeki süreçte Amerikan Gayrisafi Yurtiçi Hasılası`nda %1`lik bir azalmaya sebep olmasını beklediklerini açıkça dile getirdi. Bu çok iyimser bir rakam. Daha önce bu konuyu ele aldığımızda büyümeye iki puandan fazla etkisi olabileceğini tartışmıştık. Bunda arz cephesindeki aşırı şişmenin de etkileri var. Otomotiv sektörü konusunda kaleme aldığımız yazıda da yine aynı gayrimenkul sektöründekine benzer gelişmeler olduğundan bahsettik. Petrol fiyatlarının baril fiyatının 60 dolara kadar gerilemesinin yanında emtia fiyatlarının da  önemli ölçüde değer kaybetmesi ile birlikte durgunluk beklentileri bir süre ötelenebilir. Ancak bu gelişmeler henüz resesyon beklentilerini yok edecek kadar etkili değil. Petrol fiyatları örneğin 40 dolar bandına kalıcı olarak yerleşmediği sürece bu durgunluk beklentilerimiz devam eder. Bunun yanısıra önümüzün kış olduğunu da belirtelim.

 

Tabi bu dalgalanmalar en fazla yine Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaları etkileyecek. Ekonomiyi dışarıdan gelecek sermaye akışlarını arkasına alarak istikrara götürmeye çalışan bir anlayışımız var. Bunun kötü olduğunu iddia etmek safdillik olur. Ancak bu likit fonların uzun vadeli yatırıma dönüştürülmesi konusunda yeterince adım atabilmiş değiliz. Büyük çaplı yatırımlar hala beklemede. Gayrimenkul sektörüne yapılan ciddi yatırımlarla bu sarmaldan çıkmaya çalışıyoruz. Bu yapının istikrarlı bir kur yapısına  ihtiyacı var. Enflasyon ve faizlerdeki gelişmelere göbekten bağlı bir büyüme bu. Bu durumda en ufak bir dengesizlikte veya geçen hafta bahsettiğimiz dalga oluştuğunda likit kalan bu folar ülkeyi hemen terkedecektir. Bu da yeni bir dalgalanma ve dört yıldır başarılı bir şekilde sürdürülen istikrarlı yapının altına bir kibrit çakmak demek olacaktır.

 

Ülkemizin işadamları kendi ülkesine güvenmiyor. Kelepir fiyatına aldıkları bankaları, fabrikaları bu istikrar sürecinin de katkısıyla belli bir yere getirdikten sonra karı gördükleri anda satmayı tercih ediyorlar. Neden bizim küresel boyutta iş yapabilecek ve bu sayede risklerini dağıtabilecek anlayışa ve vizyona sahip işadamlarımız yok? Bu önemli bir soru olarak kalıyor sahradaki seraba benzeyen satış başarılarının ardından. Türkiye`de yaşanacak bir türbülans bütün şirketleri etkileyecektir. Böyle bir durum küresel yatırımları olmayan, borçluluğu yüksek şirketlerin sonu demektir. Bunları hepimiz biliyoruz. İşte bu durumda sağ kalabilecek ve çok daha güçlü devam edebilecek şirketler ancak küresel ekonominn gerçeklerini anlamış ve yatırımlarını çeşitlendirebilen şirketler olacaktır.  İşte bundan korkan işadamlarımız yatırımlarının risklerini dağıtmak yerine karı götürüp sektörden çıkmayı yeğliyor. Bu da şimdilik ülkemizde sermaye birikiminin önündeki en büyük engel. Komşumuz 10 milyonluk Yunanistan bizim en büyük üç bankamızdan daha büyük bir bankaya sahip örneğin. Bu tür örnekleri fazlasıyla çoğaltabiliriz. Uzun vadeli düşünebilen dünya gerçeklerine ayak uydurabilen şirketlere ihtiyacımız var.

 

Bununla birlikte ekonomik istikrarın en önemli şartı olmazsa olmaz diyebileceğimiz siyasi istikrardır. Siyasi istikrar ve güven ortamının sağlanmadığı bir ortamda iş yapmak çok zordur. İşte Türkiye`nin bir şanssızlığı da burada. Cumhurbaşkanlığı gibi çok kritik bir makam icin seçim sürecine giriliyor. Bu süreç çok sıkıntılı olacağı daha en başından belli. Emareleri de görünmüyor değil. Biz gergin yaşamayı seven bir toplumuz. Fertler olarak kendi doğrularımız uğrunda herşeyi feda edebiliyoruz. İşte böyle bir ortamda küresel durgunluk beklentilerinin de bu yaraya tuz biber ekmesi kaçınılmaz. İçinizi karartmak gibi bir niyetim yok. Ancak siyaset arenasının fertleri ülkesini şahsi çıkarlarının önüne geçirmedikçe, kendinden olmayanları anlamaya çalışmadığı sürece yukarıda bahsettiğim sarmalı aşmamız malesef mümkün değil. Bunu başarmak çaba istiyor, fedakarlık istiyor, kendi gibi düşünmeyenleri anlamaya çalışmak gerekiyor. Bu kültürü yaşatabilecek miyiz?  Önümüzdeki bir yıl bunu bize gösterecek.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2006-11-07 21:22:16 - vizyon

Yazan baron2216
vizyon,misyon,amaç ve gaye + GÜVEN olması gerekiyo.işadamlarının güvensizliğinden bahsediliyor.bence GÜVEN konusu hepsinden önemlidir.güvensiz bir ortamda istediğiniz vizyon yada misyona sahip olun sonuca ulaşmanız cok zordur.bireylerin birbirine güvendiği ortamda ekonomik süreç cok rahat işlevini yerine getirecektir.
Bağlantı

2006-10-05 22:22:00 - Malezya

Yazan bahcivanevren
Malezya ekonomisinin kısa zamanda bu kadar büyümesinin en büyük etkeni vizyonudur.Vizyon bana göre de en önemli ekonomik politikamız olmalı.Ama biz vizyonsuz,plansız günü atlatmaya yönelik işler yapıyoruz.

Bence Malezya ekonomisi bizim için iyi bir model olabilir...
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Global Ekonomi degerlendirmeleri, Turkiye ekonomisi konulu yazilar ve yorumlarimiz burada yer alacak..... Selçuk Hakan

Duzgun Gorunum

Sayfadaki Turkce karakterleri eger ilk yuklemede goremiyorsaniz sayfayi "refresh" yapiniz. Problem duzelecektir.

Basinda Ekonomist

Ugur Gurses 20 Kasim 2006

Son Yazılar

Krizden Çıkış Stratejisi 2
Krizden Cikis Stratejileri
Aslinda Turkiye Buyuyor!!!
Amerikan Otomotiv Sektörü’nü Kurtarma Planları
Amerika'da Ne Oldu? Ne Olabilir?
Bu Kez Roubini Hakli CIkti!!!
Hep Ayni Hata
Son Donemin Analitik Degerlendirmesi
Askerlik Bitti
Yorumsuz Okuyucu Yorumu

Linkler

Ana Sayfa
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta



Listed on BlogShares

Enter your Email


Powered by FeedBlitz
Technorati Profile


Google PageRank™ - Post your PR with MyGooglePageRank.com