Ekonomist

17/3/2008 - Bu Kez Roubini Hakli CIkti!!!

12 Mart günü Duke Universitesi tarafından gerçekleştirilen Finansman Yöneticileri anketi Amerika’da resesyon başladı diyor. 1073 yöneticinin yüzde 54’ü resesyon başladı derken yüzde 25 büyük ihtimalle resesyon geliyor diyor. Önümüzdeki üç aylık dönem içinse çok daha kötümserler. Yüzde 75 önümüzdeki üç ayın geçmiş üç aydan daha kötü sonuçlar getireceği kanısındalar. Bir diğer enteresan anket sonucu ise bu resesyonun öncekilerin aksine daha uzun soluklu olacağı ve hatta 2009’un son dönemine kadar bu sıkıntıların devam edeceği.  Reuters anketlerine göre de 2008’de resesyon ihtimali geçen ayki yüzde 45 değerinden yüzde 60’lara kadar yükseldi. Konuştuğumuz pek çok büyük şirket çalışanı bütün planlar resesyona göre yapıldı diyor daha yolun başındayız diye eklemeyi de ihmal etmeden. Bu yazımızda buraya nasıl gelindi. Bundan sonra neler beklemeliyiz sorularının cevabını aramaya çalışalım.

‘Subprime mortgage’ artık dilimize yerleşmeye başlayan bir terim olmaya başladı.  Yüksek Riskli TutSat kredisi desek acaba daha mı anlaşılır olur bilemiyorum. Bu terim kısaca gayrimenkul kredisi veren kurumların gelirini belgeleyemeyen veya düşük kredi skoruna sahip kişi ve ailelere açtıkları gayrimenkul kredileri olarak tanımlanabilir. 1996-2004 yılları arasında bu yüksek riskli krediler toplam kredilerin sadece yüzde 9’undan ibaretti.  Burada verilen kredilerin geri dönüşümü de çok iyi oluyordu. Bunun en tabii sebebi de gayet anlaşılır. 1997 yılından 2004 yılına gelinceye kadar ev fiyatlarında yaklaşık yüzde 124’lik bir artış oldu. Evinizin fiyatı iki katına çıkarsa ve sizin o ev dolayısıyla birikiminiz olursa tabii ki ödemelerinizi aksatmazsınız. Buradan cesaret alan şirketler bu yüksek riskli tüketicilerden gelen taleplere daha kolay cevap verir daha kolay kredi verir hale geldiler. Likiditenin de had safhaya çıktığı piyasada bu kredilerin toplamdan aldığı pay yüzde yirmilere kadar çıktı. 2006 yılında bu oran yüzde 21 olarak gerçekleşti mesela. 600 milyar dolarlık bir büyüklüğe karşılık geliyordu bu krediler. Yüksek Riskli ve Düşük Riskli Kredi faizleri arasındaki fark da 2001’de yüzde 2.8 iken 2007’de 1.3’lere kadar geriledi.

Kredi veren kuruluşların bu artışta payı çok büyük. Verilen krediler çok kolaylıkla seküritize edilip risk başkalarına taşınabildiği için krediler daha rahat verilmeye başlandı. Amerika’da ev sahipliği oranı 2004 rakamlarına göre yüzde 69.2 ile tarihi rekor seviyesine ulaştı. Bu oran 1995 yılında yüzde 65 idi. Bunun yanında MBS(mortgage Backed Securities) ve CDO(Collateral Debt Obligation)  gibi kağıtlar yoluyla sağlanan kredilerin riski diğer kağıtlarla biraraya getirilerek çok yüksek kredi dereceleri alabilen kağıtlar haline getirildi ve yatırımcılara satılmaya başlandı. Bu sayede likidite saülanıyor ve yeni kredilerin açılmasına imkan sağlanıyordu. Bu ikincil piyasa çok hızlı ve kontrolsüz gelişmeye başladı. Pek çok büyük banka bu araçlardan yüksek miktarda bilançosunda bulundurur hale geldi. Ev fiyatlarındaki artışın da devam edeceği varsayıldığında bu yatırımlar çok karlı birer araç haline geliyordu.

Ancak gayrimenkul piyasası doyuma ulaşabileceği ve ihtiyaçtan fazla üretim olabileceği hiç hesaba katılmadı. Üreticiler hızla yeni ev üretimine devam ederken piyasada ciddi miktarda satılık ev stoku oluşmaya başlayınca ev fiyatları önce durakladı ve ardından da hafif hafif gerilemeye başladı. S&P/Case-Shiller endeksi verilerine göre 2006 yılındaki tepe noktasının ardından ev fiyatları 2007 son çeyrek itibariyle yüzde 10 değer kaybetti. Bu değer kaybının önemli bir kısmının büyük şehir ve tatil yörelerinde gerçekleştiği düşünülürse nasıl bir durumla karşı karşıya kalındığı daha rahat anlaşılabilir.

Verilen yüksek kredilerin pek çoğu peşinat olmaksızın ve değişken faiz uygulamasıyla veriliyordu. İlk birkaç yıl sadece faizi ödeyerek devam eden tüketici, ev fiyatlarının artacağı ve faizler arttığı halde evin priminin onu kompanse edeceği veya daha iyi bir gelir beklentisinde oluğu için bu artışları karşılayabileceğini düşünürken piyasadaki bu beklenmedik gelişme birden şok etkisi yaptı. Bankalara olan borçlarının evin değerinin çok üzerinde bir rakama geldiğini gördüler. Diğer bir kısmı da ödeyebileceklerinden daha yüksek değerli evler alarak önemli riskler taşıyorlardı. Durgunlaşan piyasada kredinin de faizinin artma dönemi gelince bir anda aylık ödemelerinde ciddi bir artış oldu ve pekçok ev sahibi evini bankaya bırakarak ödemelerini yapmaz oldu. Bunun ekonomik adı ‘Foreclosures’. Kısaca evi bankaya bırakıp kredi geçmişini mahvetmek bahasına evden vazgeçtiler. 2007 yılında yaklaşık 1.3 milyon foreclosures meydana geldi.  Geçen yıla göre yüzde 79’luk bir artışa işaret ediyor bu rakam. Sadece son çeyrekte gerçekleşen forecosures sayısı işe 527 bini aştı.

Dananın kuyruğunun koptuğu noktada burası oldu. Piyasada biriken satılmayı bekleyen ev sayısı artıyor. Ocak ayı tahminleri satılmayı bekleyen ev sayısının 4 milyonu geçtiğini söylüyordu. Yine Ocak ayı itibariyle yaklaşık 10 aylık toplam satış rakamı kadar yeni ev satılmayı bekliyordu ki bu da yeni proje üretimine önemli bir darbe vurdu. Pek çok ev üreticisi firma ciddi zararlar yazdılar. Projeleri değer kaybetti. Başlanılmayan projeleri durdurdular. Fiyatların durgunluğu alıcıları da yavaşlattı. Borsalarda bu sarsıntı ciddi olark hissedildi.

Foreclosureların artması bankaları da çok zor durumda bıraktı. Sadece ellerindeki yüksek riskli kredilerin dönmeme ihtimali olsa bir nebze risk hesaplanacak ve zarar yazılıp geçilecek. Ama yukarıda bahsettiğimiz şekliyle bu krediler başka kredilerle birleştirilip paket haline getirildiğinden ellerindeki bu MBS ve CDO ile sekürtüze edilmiş kağıtlar fiyatlanamaz hale gelince işte risk o zaman ciddi rakamlara ulaşmaya başladı. Piyasada fiyatlanamayan kağıtlar yatırımcıları da korkutmaya başladı ve kağıtlar ne pahasına olursa olsun satılmaya başlandı. Bu satışlar bankaları da çok zor durumda bıraktı. Değerleyemedikleri kağıtlar ellerinde patlamaya başladı. Bu kağıtların içinde yer alan yüksek riskli mortgage kredileri geri dönmemeye başlayınca anlaşmalar gereği finansmanı sağlayan kurumların buraya yeni varlıklar eklemesi ve nakit üretmesi ihtiyacı doğdu ve artık krizin önüne geçilemez hale geldi ve bir kısır döngü meydana geldi.  Likidite krizi baş göstermeye başladı.

Süreç içinde Amerikan Merkez Bankası (FED) ve Başkan Bush ciddi tedbirleri devreye koydular. FED faizleri çok hızlı bir şekilde aşağı çekmeye başladı ve 5.25’lerden yüzde 3’lere kadar bir indirim çok kısa bir sürede gerçekleştirildi. Bu piyasada bir nebze olsun rahatlama getireceği bekleniyordu. Ancak para politikası önceki dönemlerin aksine yeterince iyi işlemiyor ve geçişkenlik sağlanamıyordu. Bu kadar hızlı bir genişleyici politikaya rağmen uzun vadeli faizlerde beklenen iyileşme gerçekleşmedi. BU kadar yeni likiditeye rağmen piyasalar bie nebze rahatlasa ve bir süre nefes alsa da arka arkaya gelen kötü haberlerin de etkisiyle istenen sonuç alınamıyor. Üç kez faizleri azaltmak yoluyla. Bunun yanında piyasaya likidite vererek veya bankaların ellerindek bu riskli kağıtlar karşılığı borç vererek FED hala pyasası rahatlatma gayretinde. Daha iki gün önce DOW’un bir günde yüzde 3.5 gibi önemli oranda değer kazanmasını sağlayan açıklamasında Bernanke piyasaya 200 milyar dolarlık likidite sağlayacağını ve bunu bu riskli kağıtları teminat alarak yapabileceğini söyledi. Daha önce borç verme kriterleri çok sıkı olan FED bu kriterleri iyice gevşetmiş durumda.  Ancak para politikasının bankaların likidite sıkıntılarından kaynaklanan sebeplerle yeterince etkili olmaması FED’i kara kara düşündürüyor. Bu etki azlığında Amerikan dolarının hızlı değer kaybının da etkisi olduğunu gözden kaçırmamamız gerekiyor.

Bush 2001 durgunluğu ardından uyguladığı vergi azaltımı yoluyla piyasaya nakit sağlayarak harcamaları artırıp likiditeyi sağlama ve resesyonu önleme taktiğini tekrar kullandı. Hem de 150 milyar dolarlık bir paketle. Çok ciddi bir etkisi olacağı beklentisiyle. Ancak sorunun kaynağına inildiğinde ve ev fiyatlarında en ufak bir rahatlama sinyali görünmemesinden yola çıkarak bu paketlerin ihtiyacın çok azına cevap verebileceğini de görmezden gelmemek gerek.

Ev fiyatları düşüyor. Çok tüketmeye alışmış ve ciddi borç yükü olan Amerikan hane halkı bir anda tüketimi azaltmaya başlayarak ekonominin de resesyona sürüklenmesine zemin hazırlamaya başladı. Home Equity denilen evinde borcundan kalan değeri için alınan daha yüksek faizli kredilerde de ciddi bir azalma harcamalara darbe vurdu.  Bunun yanında evini bırakıp giden ev sahipleri ise ayrı bir daraltıcı etki yapıyordu. BU dönemde pek çok yüksek riskli kredi veren kurum iflas etti. En büyüklerden New Century Financial, American Home Mortgage, Ameriquest gibi  kurumlar bunların başında geliyor.

Diğer taraftan bankalar ise bu konuda en büyük darbeyi yiyen kurumlar oldu. Sadece CitiBank 2007 yılında 32 milyar dolarlık zarar yazdı bu kredi krizinden dolayı elindeki CDO ve MBS’lerin değer kaybından kaynaklanan. 2008 ilk çeyreği için de 9 milyar dolarlık bir zarar yazacağı beklentisi var. 50 dolarlık değerlerden 20 dolara kadar düştü hisse değerleri. Bu Türkiye’de anlaşılabilir bir konsolidasyon olarak algılanabilir ancak dünyanın en büyük finans kurumu için ciddi bir kriz  demek. Zaten CEO’ların işten kovulduğunu hepimiz haberlerde okuduk. Merrill Lynch, HSBC, UBS, Morgan Stanley hepsi aynı şekilde ciddi rakamlar da zararlar yazdılar. Bu rakamın toplamda 400 milyar dolara kadar varacağı tahmin ediliyor ki bu rakama ulaşılması 2008 yılının 2007’den daha kötü olacağı anlamını taşıyor.  Bear Stearns iflasin esiginde iken kurtarildi.

Bunun yanında bu değer kaybının etkilediği sektörlere bir anda sigortacılık da eklendi. Evlerin zorunlu sigortalarının olması ve ev sahiplerinin evi terk edip foreclosure’a gitmektense gönüllü olarak evi yakıp veya zarar verip sigorta şirketinden alınacak tazminatlarla sorunu çözme yoluna gitme ihtimali de bu şirketleri etkiledi. FBI raporlarına göre bu yakma oranları 2006’da yüzde dört artmış durumda. Yeni raporlar henüz gelmediği için spekülasyon yapmak istmem ancak  Google News sitesine gidip herhangi bir zamanda ‘Arson’ yazarak bu konudaki haberleri incelemek sie bir fikir verebilir.

Başta en büyük endişe bu subprime piyasasındaki krizin diğer sektörlere yansımayacağı ve ev piyasasında ciddi bir kırılmaya yol açmayacağı fikriyle piyasalar iyimserdi. Hatta 2007 yazında DOW endeksinin 14000’in üstüne çıktığını gördük. Ancak bu sıkıntıların finansal piyasadaki yansımaları ve piyasanın seküritasyon dolayısıyla fiyatlayamamaktan kaynaklanan ve likidite krizine götüren sebeplerle birleşince ev fiyatlarının aşağı doğru gitme eğilimi önemli bir boyut kazandı. Bu da kısır döngüyü beraberinde getirdi. Ev fiyatları azaldıkça yara daha derine doğru inmeye başladı. BU da DOW’u 12000’lere taşıdı. Bu uzun vadeli destekte tutunup tutunmayacağı ciddi bir önem arz etmeye başladı. 2008 yılı da kaybedildi gibi duruyor. 2008 seçimlerinin de bir anlamda Cumhuriyetçiler tarafından kaybediliyor demek bu. Sonrasında Demokrat politikalarla bir nebze olsun rahatlama sağlanır diye bekliyoruz. Yaz sonuna kadar ki dönem çok ciddi önem arzediyor. BU dönem hem Amerika’da seçim sonuçlarını önemli oranda etkileyecek hem de krizin ne kadar derin soluklu olduğunu gösterecek. BU yazımızda hiç değinmediğimiz doların ciddi değer kaybı ve buna rağmen bütçe değerlerinde ciddi bir iyileşme görülmemesi ve yine buna bağlı olarak emtia fiyatlarındaki rekor artışlar ve dünya genelindeki belirsizliklerin nasıl süreceği önümüzdeki döneme yön verecek etkenler olacak.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-05-01 19:50:46 - ekonomi

Yazan yakısıklı
Peh pok gibi olmuş
Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Global Ekonomi degerlendirmeleri, Turkiye ekonomisi konulu yazilar ve yorumlarimiz burada yer alacak..... Selçuk Hakan

Duzgun Gorunum

Sayfadaki Turkce karakterleri eger ilk yuklemede goremiyorsaniz sayfayi "refresh" yapiniz. Problem duzelecektir.

Basinda Ekonomist

Ugur Gurses 20 Kasim 2006

Son Yazılar

Krizden Cikis Stratejileri
Aslinda Turkiye Buyuyor!!!
Amerikan Otomotiv Sektörü’nü Kurtarma Planları
Amerika'da Ne Oldu? Ne Olabilir?
Bu Kez Roubini Hakli CIkti!!!
Hep Ayni Hata
Son Donemin Analitik Degerlendirmesi
Askerlik Bitti
Yorumsuz Okuyucu Yorumu
En Degerli Markalar

Linkler

Ana Sayfa
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta



Listed on BlogShares

Enter your Email


Powered by FeedBlitz
Technorati Profile


Google PageRank™ - Post your PR with MyGooglePageRank.com