Otomotiv sektörü ve özellikle de Amerikan oto üreticileri piyasada rekabet şanslarını yitirmiş durumdalar. Milyarlarca dolar zarar açıklamaların yanısıra finans kolları iflas etmiş durumda. Tedarik zincirleri işlemez halde. Bayi satışları dibe vurmuş durumda. Sadece geçen ay yüze 40’lara varan satışlarda azalmalar var. Araştırma geliştirmeye ayıracak paraları yok. Bu noktaya gelmelerinde etkili olan faktörleri sıralayarak başlayalım. --Uzak Doğu markaları Amerika’da üretim yapacakları yerleri seçerken işçi sendikaları kanunlarının olmadığı ve dolayısıyla işçileri piyasa şartlarına daha yakın seviyelerde çalıştırabilecekleri eyaletleri seçtiler. Dolayısıyla Otomotiv Çalışanlarının kurduğu sendikalarla uğraşmak zorunda kalmadılar. Oysa Amerikan devleri sendikalarla hep iç içe ve önemli tavizler vererek üretime devam etti. --İşçi maliyetleri Honda Toyota gibi markalar için saatlik 20 30 dolar iken GM Chrysler gibi Detroit merkezli Amerikan şirketlerinin maliyetleri saatlik 60 70 doları buluyor. Bunun yanında emeklilere tanınan haklar, sağlık sigortaları ve kıdem tazminatı hakları gibi konularda da oldukça avantajlı imkanlara sahipler UAW (Otomotiv Sektörü Çalışanları Sendikası) mensupları. Emeklilik fonları en büyük sıkıntıyı oluşturuyor bu firmaların nakit akımı için. Oldukça güçlü bir lobi haline geldikleri için de otomotiv şirketlerine kök söktürdü bu sendika. Bu şartlarda rekabet etmeleri imkansız hale geldi. --Üretim bantları ve teknolojileri ve alt yapıları çok daha önce kurulduğundan ve yeterince alt yapı yatırımı yapılamadığından teknoloji olarak yabancı üreticilerin çok gerisinde kaldılar. Verimlilikler oldukça düşük kaldı ve bu da maliyetler yükseltti. -- Japon ve Kore firmalarının yanında Amerikan firmaları konforu ve büyüklüğü ön plana çıkardılar. Emtia fiyatları çok düşük değerlerde seyrederken bu araçlar bütçeyi çok etkilemiyordu. Bir litre ile nerdeyse 2-3 km yol gidebilen (Ford kamyonetler, Hummer vs..) araçlar tercih edilebiliyordu. Buna karşın küçük ve orta büyüklükte ama çok daha verimli ve az yakan araçlara yoğunluk veren yabancı üreticiler petrol fiyatlarının artmasıyla birlikte önemli bir avantaj sağladılar. Yerli üreticiler bu markete girmeye gayret etse de çok geç kaldı. --Ürettikleri araçlar da teknoloji ve alt yapı yatırım eksiklikleri sonucu kalite olarak Uzak Doğulu üreticilerin çok gerisinde ve daha az dayanıklı araçlar üretir hale geldiler. --Bir diğer faktör yeni teknolojilere yatırım konusunda yerli üreticiler çok geç kaldılar. Hibrid arabaları sokaklarda dolaşan Honda ve Toyota karşısında iyi alternatifler çıkaramadılar. Bütçeleri de yeterli miktarda harcama ve yatırım yapmaya elverişli değildi. --Araçları yeterince verimli olmayınca finans kolunu güçlendirerek tüketicilere verdikleri kredilerle ve araba kiralama şirketlerinden aldıkları hacimli siparişlerle ayakta durmaya çalıştılar. --Tüketimi azaltıcı ve piyasadaki kredi şartlarını bozucu ilk krizde de savruldular ve resmen battılar. Sektörde 1.6 milyon işçi doğrudan, 3 milyon işçi de dolaylı olarak bir üretim durdurmasından etkilenecektir. Aileleri de hesaba kattığınızda durumun vehametı ortaya çıkar. Bunun yanında yan sanayi de zaten batma noktasında ve diken üstünde dururken kurtarılamaz hale gelecek ve bu da iş kayıplarını ve iflasların neticesinde 10 milyondan fazla insanın hayatını direk olarak etkileme potansiyeline sahiptir. Bunun yanında yabancı üreticilerde yüzde 59 oranında aynı yan sanayi ile ayakta durmaktadır. Bu yan sanayinin batması direk olarak yabancı üreticileri de etkisi altına alacaktır. Sektörün tamamen kriz yaşamasına sebep olacaktır. Bunu tabii olarak hiç kimse istemiyor. Bundan dolayı da yabancı üreticiler de bir araya gelip bu üç yerli üreticinin kurtarılmasını istediler. Ama sorun nasıl kurtarılacaklarında... Bunun için kongrenin üzerinde anlaşmaya çalıştığı ama anlaşamadığı da işte bu nokta. Alternatifler şunlar olabilir: 1) Kasım sonunda 25 milyar dolarlık bir fona ihtiyaç duyuyorlardı. Şu anda Aralık 5 ve Kongre’den istedikleri miktar yaklaşık 34 milyar dolar. Bu parayı verdiği taktirde nasıl bir yeniden yapılanma içerisine girecekleri konusunda tatmin olmayan Kongre Kasımın son haftasındaki oturumda üreticilere iki hafta kadar süre vermişti. Bu süreyi de iyi değerlendirememiş görünüyorlar. Dolayısıyla kongrede uzlaşma sağlanamıyor bu planda. Bir de bu para verilerek şirketler kurtarıldığı taktirde nasıl bir yeniden yapılanma içine girecekler. Devletin etkisi ve yetkisi ne olacak. Alacaklılar bu yeniden yapılandırmaya dayanabilecek mi? Sendikalar yeterince fedakarlık yapmaması ayrı bir problem. 2) Chapter 11 Koruma : İflas için mahkemeye başvurma ve bu şekilde borçlarda yeniden yapılanmaya gidilmesi ve şirketin yeniden yapılandırılması. Sendikalarla, üreticilerle, alacaklılarla, yan sanayiyle bir araya gelip ortak bir çözüm yolu bulunması. Bu yol çök uzun süreli bir çözüm yolu ve bu yol hem yan sanayiyi hem firmanın kendisini batırma potansiyeline sahip. O yüzden hiç kimse bunu istemiyor. Arkasından onlarca firmayı da iflasa götürme potansiyeline sahip. Ancak bu gidişle de mecbur kalınabilecek bir yol olarak karşımızda. 3) Önceden Anlaşmalı Chapter 11: Bu tarz bir çözümde de taraflar mahkemeye iflas başvurusu yapmadan önce şartlarda anlaşarak hep birlikte mahkemeye gidiyorlar. Devletten yardım alamadıkları taktirde en akla yakın çözüm bu gibi görünüyor ancak bu yolda da anlaşma konusunda Sendikalar yeterince fedakarlık yapmaya hazır değiller. Üretim düşüşleri ve kapasite kullanımının oldukça düşmesinden dolayı da yan sanayi de böyle bir yolda fedakarlık yapabilecek konumda değil. Buna karşın likidite sıkıntısı olduğundan serileri yenilemeye ve yeni ürün geliştirmeye nasıl para ve zaman ayıracakları da ayrı bir problem. 4) Hazine’nin daha önce onay aldığı kısımdan bu firmalara yardım yapılarak bu konu çözümlenebilir. Kongre onayına ihtiyaç kalmaz. Burada da direk veya endirek bir metot kullanılabilir. Bankalara verilen krediler için bu firmaları da finanse etme zorunluluğu getirilebilir. Ya da direk Hazine’den bir aktarma yapılabilir. Ancak bu konuda da Hazine Bakanlığı ve Bush yönetiminin onayına ihtiyaç var. Onlar da bunu kabul etmiyorlar. Obama’nın geliine bırakılacak kadar vakti de malesef yok oto firmalarının. Aralık sonunda parasız kalacaklarını ilan ettiler çoktan. 5) Hükümet oto firmalarının bütün borçlarını üzerine alarak bir çözüme gidebilir. Ancak bu durumda da firmaların en ufak bir yeniden yapılandırma yaptırımı zorunluluğu konulmuyor. Sakıncalı bir durum 6) Daha önce Kongrede onaylanan ve daha verimli yakıt üretimi için ayrılan 25 milyar doları bir köprü kredisi olarak kullanma imkanı var ortada. Bu yolların hepsi sorunu bir yerinden çözmeye çalışsa da en sağlıklı yolun Kongre’ye kredibilitesi olan bir planla giderek bu parayı oradan almak ve bu sayede de yeniden yapılandırmaya bir an önce başlamak gerekiyor. Diğer çözümler için malesef artık vakit kalmadı. Zaten krizin hat safhada hissedildiği bir ortamda yan etki gibi görülen bir sıkıntının ekonomiyi derinden etkileme endişesi hissediliyor.
|