Ekonomist

17/9/2008 - Amerika'da Ne Oldu? Ne Olabilir?

Son 10 Yılda Ne oldu?

Ev fiyatları yükseldi. Kredi tabanı genişledi.

Ev fiyatları arttı. Fiyatlar arttıkça alım gücü arttı.

Amerikalı vatandaş kredilerle zengin oldu. Alım gücü arttı. Ev fiyatları yükselmeye devam etti.

Geliri yeterli olmasa da herkes ev almak istedi. Bankalara risksiz kredi imkanı doğdu. Krediler dağıtıldı.

Piyasa  paraya boğuldu. Para ucuzladı. Herkes ev aldı.

Karmaşık  sistemlerle krediler paketlendi. Yarısı Freddie Mac, Fannie Mae gibi kuruluşlara satıldı yarısı da yatırımcılara dağıtıldı. 10 trilyonu buldu bütün krediler. Tatlı karı gören yatırım bankaları paketleri biraraya getirdi başka paketler yaptı. Sattı da sattı.

Son 1. 5 yılda Neler Oldu?

20 milyarlık sermayeyle 630 milyar dolarlık portfoyler oluşturuldu. (Kaldıraç Hesapları) Derken ev fiyatları once durdu sonra düştü.

Ve düşerken dananın kuyruğu koptu. Yüzde 10’luk düşüşle gayrimenkul piyasaları karıştı. Kredilerini ödeyemeyen vatandaş bankalara evi bırakıp çıktı. Bankalar verdikleri kredilerin üzerine soğuk su içerken binlerce ev sahibi oldu. Zarar üstüne zarar yazdı.

Enflasyondan korkarken büyüme tehlikeye girdi. Büyüme feda edilmedi. FED faiz düşürdü. Mortgage faizleri düşmedi. Ev alanlar bir bir dökülmeye devam etti.

Piyasa rekor sayıda satılmayı bekleyen evle doldu. Ev fiyatları düştü. Petrol fiyatları uçtu. Gıda Fiyatları coştu.

Zararlar 300 milyar doları buldu ilk yatırım bankası çöktü. 30 milyara maloldu.  Hazine Bakanı Paulson herşey yolunda biraz daha sıkıntı var sonra bitecek dedi.

Ev fiyatları düşmeye devam etti. Her ay yazılan zararlar arttı.

Son 2 Haftada Neler Oldu?

Zararlar 500 milyar doları buldu. Freddie Mac ve Fannie Mae çöktü.  200 milyar dolarlık kurtarma planı yapıldı. 5 trilyonluk bir devletleştirme gerçekleştirildi.

IMF Başkanı zararlar henüz yarısında 1 trilyonu geçecek dedi.

Sonra da Lehman Brothers. Bu sefer yardım yoktu. Kimse 20 milyar dolarlık sermayeyle nasıl 630 milyar dolarlık bir portfoy oluşturduğunu çözemedi. En ufak garanti olmadan yüzde 10’luk bir düşüşte göçecek bir yatırım bankası nasıl oluşturuldu. Kimse anlamadı. Merrill Lynch o rüzgarda Bank of America limanına sığındı. Amerika’nın en büyük bankası oluştu.

Borsalar çöktü. Bankaların zarar yazdığı bu kredileri sigortalayan şirket çöktü. 85 milyar dolara da o kurtarıldı. Piyasaya taze paralar gönderildikçe gönderildi. Lehman Barclays’a 1.75 milyar dolar gibi bina fiyatına satıldı. Greenspan daha kriz bitmedi dedi.

Henüz FDIC garantili büyük bankalardan çöken olmadı. Harvard’lı Profesör büyük bankalardan biri çökmeden bu kriz bitmez dedi.  McCain ekonomi hala güçlü ve sağlam dedi. Sonra da uzmanlar kurulu kuralım dedi. Obama güldü. 

Ve Eylül’ün ortasındayız.Geriye hala sağlam iki yatırım bankası kaldı. Goldman Sachs ve Morgan Stanley. Şimdilik onlar kurtuldu. 117 küçük ve orta ölçekli banka daha çökecek diyor uzman kurumlar.

Şimdi Ne Olacak?

Öncelikle 1 dolarla 25, 30 dolarlık portfoy oluşturma dönemi bitti. Bütün yatırım bankaları sermayelerini artırmak durumundalar.  En azından kısa vadede 1’e 10 gibi bir rakama ulaşmak durumundalar. Bu da piyasanın çok fazla likiditeye ihtiyacı olacak demek.

Bu kurumlar borsadan, emtia piyasalarından, borç kağıtlarından alarak para kazanıyorlardı. Artık bu piyasaların hepsinin tadı kaçtı. Hazine bonosundan başka güvenli yatırım aracı kalmadı. Karları azalacak. Para kazanma imkanları azalacak ve ciddi bir konsolidasyon sürecine girmeleri gerekecek. Zaten girdiler. Bir sğre daha devam edecek demek daha doğru olur.

İşte bundan dolayı önümüzdeki üç dört ay içinde yeni bir karışıklık çıkmaması için azami gayret gösterilmesi gerekiyor. Aksi taktirde  ilk sıkıntı da Morgan Stanley ve Goldman Sachs da ya bir bankaya sığınacak ya da iflas edecek. Bir anlamda yatırım bankalarının sonu geldi gibi.

Önemli nokta bu kriz geleneksel bankalara yayılacak mı?

Şimdiye kadar 500 milyar dolara yakın zarar yazdı bu bankalar. Ancak 300 milyar dolar dolayında sermaye çekebildiler.  Zararın bir trilyona varması gerekiyor. Bu da topladıklarının en az iki katı daha sermaye bulmak durumundalar. Bu güvensiz ortamda çok zor görünüyor. ( İmkansız değil.)

Ciddi bir konsolidasyon olacak demektir. Harvard’lı Kenneth Rogoff’a atıfla söylenen bir büyük Amerikan Bankası batacak sözü de işte bu sırra binaen telaffuz edilmektedir. Amerika’nın en büyük dördünden biri olan Wachovia şimdilik en yakın aday bu çöküşe. Ancak diğerleri de ciddi küçüldüler ve küçülmeye devam edecekler. 

FED ve diğer Merkez Bankaları likidite sağlayarak bu krizleri kısa vadeli olarak öteleyebilirler. Ancak bu da enflasyon demek. Alım gücünün azalması ve tüketim harcamalarının azalması demek. Bu da durgunluğu daha körükleyecektir.

Doların değer kaybını sağlayarak Amerika kısa vadeli bir çözüm bulmuş görünüyor. Bu sayede ihracatını artırıyor ve büyümenin negatife düşmemesini sağlıyor.  Negatif büyümeyigördüğü anda da 600 dolarlık çekleri bğtğn vatandaşa dağıtarak harcanmasını sağlıyor. Bir anlamda suni solunumla bedeni yaşatmaya çalışıyor.

Avrupa değer kazanan Euro ile birlikte çoktan resesyona girdi bile. Daha iyiye değil daha kötüye gidecek gibi görünüyor. 2009’un başlarından itibaren düzelme emareleri görülebilir.

Emlak ve emtia piyasalarından gelecek sinyaller burada belirleyici olacak. Hem Amerika hem de Avrupa’da bu piyasanın ne zaman dönüş sinyal vereceği merakla bekleniyor.  Emtia ve gıda  piyasasında tepe görüldü  gibi. Bu iyi haber. Emlakta ise Amerika’da yüzde 15 ila 20 arasında bir düşüş yaşandı. Bir yüzde 10 daha görmek sürpriz olmayacaktır. İşte bu yüzde 10’a kimin dayanabileceğini önümüzdeki altı ay belirleyecek.

Bu dönemde piyasaya enjekte edilen likidite kaynaklı enflasyon görülme ihtimali de yüksektir. Durgunluk ve enflasyonun getireceği stagflasyon dönemi FED için çok zorlu bir dönem olacaktır. İşte böyle bir ortamda Ben Bernanke gibi bir profesyonelin iş başında olması Amerika için büyük şanstır.

2009’un ikinci yarısından itibaren düzelme kısmen başlayacak ve finansal piyasalarda yeniden yapılanmasını tamamlamış olacaklardır. İşte ondan sonra bizi büyük sınavlar bekliyor.

Nasıl Düzelecek?

Bugünden yarına yapılacak değişiklikler, piyasaya sağlanan likidite, faizlerin azaltılması, şirketlerin ameliyathaneye alınması hepsi kısa vadeli ve geçici çözümlerdir. Uzun vadede yapısal değişime ihtiyaç vardır. Hala yukarıdaki senaryonun gerçekleşmeme ihtimali vardır. Bu da akıllı adımların atılmasına bağlı.

Serbest piyasa kuralsız piyasa demek değildir. Kuralları doğru koyulmayan bir piyasa da çökmeye mahkumdur. Hedge fundlar ve şu an finans uzmanlarını bile fiyatlayamadığı hiçbir kanuna ve regulasyona tabii olmayan fonların artık sonu gelmelidir. Bu konuda en büyük görev de yeni seçilecek Amerikan Başkanı’na düşüyor. Kongre ivedilikle bu konuya çalışmalıdır.

Alınan riskler çok ciddi fiyatlanmalı ve dengeli riskler alınmalıdır. 1’e 25 gibi oranlarla kullanılan kaldıraçlar hem riski alanın sonunu getirmekte hem de sistemik riske yol açmakta. Bu konuda bir an önce düzenlemeler yapılmalıdır. Yüzde dörtlük bir zararda büyün sermayenin buharlaşması kabul edilebilecek bir oran değil olmamalıdır.

Konsolidasyon sürecinin sonucunda şeffaflık, güvenilirlik ve hesap verilebilirlik konusunda finans sistemine yeni bir anayasa yazılmalıdır.

Freddie Mae ve Fannie Mae gibi kurumların yeniden yapılandırılması ve krediyi alabilecek kimselerin krediye ulaşımını olabildiğince sıkı ama kolay hale getirilmelidir.

Kısaca Wall Street’in kitabı yeniden yazılacaktır. Gelişmekte olan piyasalara ve Türkiye’ye olacak etkileri de bir sonraki yazımıza.

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

17/3/2007 - Amerika Üzerine Çeşitlemeler

Geçen yazımızda riskli krediler olarak adlandırdığımız Subprime Mortgage piyasasından bahsederken New Century Financial şirketini örnek göstermiştik. Tam dört gün sonra şirket mortgage faaliyetlerini durdurduğunu ilan etti. Bu şirket bir kaç alanda birden faaliyet gösteren bir şirket.  Bir yandan toptan veya perakende değişik şekillerde mortgage (ev kredisi) verirken bir yandan da kendi şirketlerinin sağladığı ve daha çok riskli kredileri içeren portfoyler oluşturup bunları satma işiyle uğraşıyordu. Bu alanlarda faaliyet gösteren birkaç şirketi de çatısı altında bulundurduğundan Subprime mortgage piyasasının en büyük ikinci şirketi olarak gösteriliyordu. Onlarca riskli tüketicilere kredi sağlayan şirket zaten daha önce iflas bayraklarını çekmişti. 13 Mart günü piyasanın en büyük ikinci şirketi New Century Financial da zor durumda olduğunu artık kredi vermeyeceğini ilan edince tekrar piyasalar gerildi. Kimileri yazılarımızı artık üfleyerek okuyor. Sen yazdın adamlar tam da üç gün sonra iflas ettiler. Yazdıklarına dikkat et demeye başladılar bile. Sağır sultanın duyduğu ve piyasaların zaten gereken tepkiyi verdiği bir dönemde bize düşen piyasaları uzaktan takip edenlerin, ‘Acaba bunlar bizi nasıl etkiler?’ diyenlerin kulaklarını çınlatmak ve biraz olsun dikkatli olmalarını sağlamak.

 

Bir yanda Nouriel Roubini gibi ekonomistler Amerikan ekonomisinin yakında duvara toslayacağını, ciddi bir kriz beklentisi (hard-landing) içinde olduklarını her fırsatta ortaya koyuyorlar. Gayrimenkul sektöründeki gelişmeler onların tezlerini güçlendirecek cinsten. Bunun yanında resmi söylem konuya çok daha temkinli yaklaşıyor. Durgunluk yaşanabileceğini  (soft-landing) ancak bu süreç iyi bir şekilde yönetilerek en kısa sürede atlatılacağı kanısındalar.  Her fırsatta FED Başkanı Bernanke’nin ağzından çıkanlar da bunlar. Son gelişmelerle birlikte Bernanke bu süreci yönetmekte oldukça zorlanacağa benziyor.

 

Perşembe ve cuma açıklanan toptan eşya ve tüketici fiyatları endeksi bir anda dikkatleri tekrar FED’in üzerine çekti. Enflasyon oranı toptan eşyada yüzde 1.3 olarak gerçekleşirken, tüketici fiyatları artışı yüzde 0.4 olarak açıklandı. Enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar beklentilerin üzerinde enfasyon rakamlarına sebep oldu. Tabi bunda mevsim şartlarının ve soğuk geçen ayın önemi büyük. Diğer taraftan bir yılı aşkın süredir böyle bir artış yaşanmadı. Çekirdek enflasyonu daha çok dikkate alan FED’in, enflasyon için belirlediği sınırları (comfort zone) yukarı doğru delinmiş oldu. Ancak burada enflasyon tekrar kontrolden çıktı demek iddialı bir yaklaşım olur. Öyle olduğunu da düşünmüyorum. Bu geçici bir artıştır. Piyasada perakende sektöründeki gelişmeler bu artışların geçici olduğunu düşündürtmektedir. Bunun yanında piyasalardaki durgunluk beklentilerine paralel olarak FED artık faiz düşürmeye başlamalıdır diyerek seslerini yükselten kesim de bu gelişmelerle birlikte seslerini keserler artık. Bu oranlarla birlikte FED en az bir altı ay oranlara dokunmayacak gibi görünüyor. Bununla birlikte herkesin gözü kulağı ilk çeyrek büyüme rakamlarında olacak. Son çeyrekte sürpriz olarak gelen 2.2’lik büyümeden sonra yüzde 1’in altında gelecek her oran piyasalarda yeniden kötü bir haber olarak algılanacaktır. Bu oranın da sıkı sıkıya takip edilmesi gerekiyor.

  

Son olarak da ev almayı düşünen arkadaşlara bir tavsiyeyle bitirelim. Yazı bekleyin pişman olmazsınız. Bulunduğunuz yerin piyasa şartlarını mutlaka inceleyin. Zillow gibi siteler bu konuda oldukça güzel istatistikler veriyorlar. Sonuçta yaza ya faizler düşecek ya da ev fiyatları...

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

9/3/2007 - Subprime Mortgage

Uzun zamandır Amerika üzerine iki satır yazmamışız. Bu dönemde uzun bir huzur yaşandı. Ardından Çin merkezli küçük bir sarsıntıdan sonra bir anda bütün dikkatler yeniden ekonomiye yoğunlaştı. Özellikle son dönemdeki kısa süre çalkantıyla birlikte gayrimenkul sektörü yeniden gündeme oturdu. Ancak bu sefer konu farklı açılardan ele alınmaya  başlandı.

 

Bu sürece bağlı olarak da ‘Subprime Mortgage’ piyasası gündemin tam merkezine oturdu. Şimdi nerden çıktı bu tabir demeyin. Karşılığına koyabileceğim Türkçe bir sözcük bilmiyorum. Ancak kısaca şöyle özetleyebiliriz. Amerika’da bütün işler kredi skoru üzerinde döner. Eğer kredi skorunuz iyiyse ve bununla birlikte yeterince gelire sahipseniz evinizi hemen alır ve kira öder gibi ev sahibi olursunuz (Prime Mortgage). Ancak kredi geçmişiniz yeterince iyi değilse, arada kara noktalar varsa ama yine de ev sahibi olmak istiyorsanız veya gelecekte daha fazla gelir elde edeceğinizi düşünüyorsanız ve şimdiden bunu yatırıma dönüştürmek istiyorsanız  bu durumda biraz daha riskli müşterilerle çalışan ama bunun için de daha yüksek faiz ödemek zorunda olduğunuz şirketlerden kredi almak zorunda kalırsınız. Bu durumda aldığınız krediye de Subprime Mortgage denir. Bu krediyi veren kuruluşlar bu kredileri risk gruplarına ayırarak tekrar piyasaya sürer ve bunları satın alacak yatırımcı ararlar. Tabii olarak bu kredileri satın alan yatırımcı aylık düzenli bir gelir beklentisi içindedir. Riskli krediler olduğu için de daha fazla faiz kazanacaktır. Buraya kadar herşey güzel.

 

Hatta son yıllarda subprime mortgage miktarı oldukça artsa da herkes halinden memnun idi. Aldığınız ev değer kazanıyor, sizin krediyi satın aldığınız şirketin menkul kıymetlerini satın alan yatırımcı memnun, güzel reel faiz getirisi elde ediyor. Tam bir saadet zinciri kurulmuş oluyordu. Ancak gayrimenkul fiyatlarındaki durgunluk ve pekçok bölgesel piyasada yaşanan fiyat gerilemeleri bir anda bu marketi gündemin merkezine taşıdı. Diyelim evinizin değeri düştü. Siz ödeme yapıyorsunuz ancak evi sattığınızda alacağınız para bankaya olan borcunuzu kapamaya yetmiyor. Bu durumda ne yapacaksınız?

 

İlk akla gelen kestirme çözüm evden çıkmak. Evi bankaya bırakmak ve mortgage ödemelerine devam etmemektir. Kredi skorunuz etkilenir ama siz zarar etmemiş olursunuz. Subprime mortgage almış kişiler bu değer düşüşünün üstüne bir de zaten yüksek faiz ödemek durumunda kaldıklarından hemen ödemeleri ve evi bırakacak, bu da piyasada önemli bir sıkıntı oluşturacaktır. Zira son aylarda bu şekilde kapanan mortgage sayılarında önemli artışlar meydana geldi (Foreclosure). Borsa da bu tür kredileri pazarlayan şirketlere baktığınızda bu piyasalardaki riski ve krizi çok daha net görebilirsiniz. Sadece New Century Financial ve NovaStar Financial grafiklerini incelemeniz size ne demek istediğimizi açıkça anlatır.

 

Peki bu market, gayrimenkul sektörünü genel itibariyle nasıl etkileyecektir. Bu konuda dinlediğiniz uzmanlar bu  subprime kredilerin toplam marketin yüzde altısı olduğunu söyleseler de Nouriel Roubini bu oranı toplam piyasanın yüzde 13’ü olarak hesaplıyor. Saddece 2005-2006 yılı kredilerine bakıldığında ise toplam mortgage’in yüzde 25’i aşkın kısmı subprime kredilerden oluşuyor. Böyle olunca piyasadaki değer kaybı devam ettiği taktirde çorap söküğü gibi dökülmeler artarak devam edecek gibi görünüyor. Piyasa yapıcılar korkmakta haklılar. Bununla birlikte artan Foreclosed gayrimenkul sayısı da endişeleri daha artırıyor. Evlerin satılmak için piyasada kaldığı süre ortalama olarak neredeyse iki katına çıkması, bununla birlikte yeni yapılmaya başlayan gayrimenkul sayılarındaki ciddi düşüş artık bu endişeleri iyice artırmışa benziyor.  Kısaca bu kapatılan krediler gittikçe tehlike arz eder hale gelmeye başladı. Piyasada oldukça artan satılık ev sayısı da fiyatları aşağı çekmeye bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

14/12/2006 - Ticaret Açığı ve Perakende Satışlar Sevindirdi

Amerikan ekonomisi veriler açısından hayli sıkıntılı bir dönem yaşıyor. FED faizleri yükselterek enflasyon etkilerini azaltmaya çalışırken başına bir de konut sektöründeki durgunluk ve fiyat düşüşleri ile birlikte ortaya çıkan durgunluk belası sarıldı.  Şimdilik kafalar oldukça karışık. Kafaların karışıklığı ekonomik tahmin yapan kurumların artık tahminlerinin yazı tura atmaktan farksız hale gelmesinden de belli. Bir yanda büyüme sıfıra  vuracak tahminlerini  büyük bir inançla devam ettirenler, diğer yanda Amerika bu! hiçbir şey olmaz sadece geçici bir sıkıntı yaşanır ve önleyici politikalarla çabuk aşılır diyenler... Açıklanan her veri bir taraftan sevinç çığlıkları duymanıza sebep oluyor.  Tonlarca yazı da cabası. FED’in faizleri 5.25 seviyesinde sabit tutup Çin’in yolunu tuttuğu haftada iki önemli veri geldi. Bunlar üzerinde kısaca kafa yoralım.

 

Çarşamba günü Perakende satış verileri açıklandı. Sürpriz bir şekilde aylık bazda yüzde birlik bir artışla 368.9 milyar dolarlık satış gerçekleşti. Son bir yıla bakıldığında bunun karşılığı yüzde 5.6’lık bir büyüme. 2006’nın ilk onbir ayında büyüme ise yüzde 5.3. Bu veriler en iyimser ekonomistlerin beklentilerinden bile daha iyi gerçekleşti. Otomotiv sektöründeki yüksek büyüme ilk etapta en sevindirici unsur (Grafik 1). Zira daha önceki yazılarımızda konut ile birlikte otomotiv sektöründeki sıkıntıları da konu almıştık. Bununla birlikte bu sektördeki büyümenin önemli bir bölümünün yabancı üreticiler tarafından gerçekleştirilmiş olması ayrıca değerlendirilmesi gereken önemli bir konu. İki aydır azalan perakende satışlardan sonra bu ay iyi gelen rakamlar ağır resesyon beklentilerini biraz olsun hafifletmiş oldu.

 

Diğer taraftan Salı günü açıklanan Amerikan ticaret açığı da sürpriz bir şekilde çok iyi geldi. Ciddi oranda açıkta gerileme gözleniyor. Eylül’de 64.3 milyar dolar olarak gerçekleşen açık yüzde 8.4 gerileyerek  58.9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ağustos 2005’ten beri en düşük gerçekleşme bu. Aralık 2001’den beri gerçekleşen en ciddi yüzdesel düzelme anlamına geliyor aynı zamanda. İhracat 123.6 milyar dolar olarak gerçekleşirken ithalat yüzde 2.7 azalarak 182.5 milyar dolar oldu.  Petrol dışı ürünlerin ticaret dengesinde stabilizasyon devam ederken, ticaret açığının azalıyor olması güzel bir gelişme. Ancak buradaki dikkatli olunması gereken nokta buradaki azalmanın en önemli sebebinin petrol fiyatlarındaki hatırı sayılır düşüşler olduğunu gözden kaçırmamak lazım. (Grafik 2) 

 

Çin Amerika arasındaki ticaret dengesi ise Çin lehine 24.4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bir önceki ay 23 milyar dolardı bu denge rakamı (Grafik 3). Bu iki ülke arasında ilk on bir ayda gerçekleşen toplam ticaret  281 milyar dolara ulaştı. Meksika’yı geçen Çin, Amerika’nın en büyük ticaret partneri olma yolunda hızla ilerliyor. Yuan’ı değersiz tutma politikaları sayesinde oldukça ivme kazanan Çin ekonomisi yıllardan sonra ilk defa enflasyon tehlikesi ile karşı karşıya kalınca para politikasını tekrar gözden geçirmeye başladı. Enflasyon tehlikesi deyince yanlış anlaşılmasın ortalama yüzde 1 civarlarında gerçekleşen yıllık enflasyon yüzde 1.9 civarında gerçekleşince birden heyecanlandılar. Tam da bu dönemde gerçekleşen Bernanke başkanlığındaki FED ziyareti çok önem arzediyor. “Yuan’ı serbest bırak!” baskılarına Çin’in ne kadar dayanabileceği merak konusu. Yuanın değer kazanmasının bütün piyasaları oldukça rahatlatacağı konuşulurken Çin üzerine yapacağı etki konusunda ise bir konsensus yok.  Neyse biz başladığımız yere, verilere geri dönelim.

 

Kasım ayında Amerikan ekonomisi 132000 yeni iş üretti. İşsizlik oranı ise geçen aya gore 0.1 puan kötüleşerek yüzde 4.5 oldu. Üretimde çalışanların sayısında Ekim’deki 44000 azalmadan sonra kasımda da 15000 azalma görüldü. Kısaca üretimden kaçış var. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki işsizlik genelde ekonomik etkiyi arkadan takip eder. Dolayısıyla bu önceki dönemlerdeki güçlü büyümenin devamı olarak görülebilir. Son olarak tüketici kredilerinden bahsedelim. Ekim ayında tüketici kredilerinde 1.2 milyar dolarlık bir azalma gerçekleşti. Bu son 14 yılda gerçekleşen en büyük aylık daralma. Artık nasıl değerlendirirseniz.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

16/11/2006 - Amerika`dan Kısa Kısa

Bu hafta farklı bir üslupla son günlerdeki gelişmeleri kısa kısa izleyelim. Gündemden geri kalmayalım istedik. Bir yılı aşkındır sürdüregeldiğimiz yazılarımızı takip edenler az çok fikirlerimize aşina olmuşlardır. Ancak somut veriler her zaman tahminlerden daha tutarlıdır. Öyleyse biraz bu verilere değinelim.

 

Enflasyonda Rekor Düşüş

Ekim ayı toptan eşya fiyatlarında ekim 2001`den beri görülen en büyük düşüş yaşandı. Enerji fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak yüzde 1.6`lik bir düşüş demek bu. Çok iyi haber zira enerji fiyatlarındaki ciddi düşüş genele de yayılıyor izlenimini veriyor bu oran. Çekirdek enflasyona baktığımızda ise 0.9`luk bir azalma var. Enflasyon kontrol altına alınmış gibi duruyor. Ancak Perşembe günü açıklanacak tüketici fiyatları daha önemli olacak. FED (Amerikan Merkez Bankası) bu oranı takip ediyor. Piyasada da bu oran daha yaygın kullanılıyor. Orada da bir azalma göreceğiz ancak ne kadar bu önemli. Azalan enflasyon ve azalan milli gelir stagflasyon demek. Artık FED bu konuda dikkatli olmak zorunda. Çok yakında ortaya çıkacak stagflasyon tekrar faiz indirimlerine mecbur bırakabilir. Enflasyonu en fazla düşüren enerjiden sonra otomotiv sektöründeki fiyat düşüşleri olmuş. Bush da zaten hafta içinde bu sektörün üç büyük firma temsilcileri (GM, Chrysler, Ford) ile bir toplantı yaparak sektörün sorunlarına eğilme sözü verdi.

 

Perakende Satışlar İyimser Beklentileri de Aştı

Son aylarda durgunluktan bahseder dururuz. Dow Nasdaq ise sanki tam aksini iddia eder gibi rutin sonbahar yükselişlerini yaşıyor rekor üstüne rekor kırıyor. Amerikan GayriSafi Yurt İçi Hasılası (GDP) son çeyrekte yüzde en kötümser tahminden 0.7 puan daha az geldi ve yüzde 1.5 oldu. Roubini kadar kötümser olmasak da son çeyrekte daha da düşük bir büyüme ve 2007 ile birlikte sıfır büyümeye doğru gidecek gibi duruyor. Ortalama 3.5 yıllık büyüme yaşayan bir ekonomide bu resesyon demek. Ama borsacılar hiç aldırış etmiyor. Salı günü perakende satışlardaki artışlar açıklandı. Başlık aynen yukarıdaki gibiydi. Oysa perakende satışlarda canlanma beklenen bir çeyrekte yüzde 0.2`lik bir azalma var. Bu veride yüzde 0.4 azalma bekleniyormuş. Daha iyi gelince pek sevinmişler. Yahu kardeşim bu küçülme anlamına gelmiyor mu? diye soran yok bu adamlara... Eylül ayında da perakende satışlarda yüzde 0.8`lik bir azalma görülmüştü.

 

US Airways Delta`yı Almak İstiyor

Salı günü US Airways uzun zamandır iflas bayrağını çektiğini açıklayan ve alacaklılarla anlaşmaya uğraşan Delta`yı satın almak istediğini ve 8 milyar dolar vereceğini açıkladı. Eğer bu birleşme gerçekleşirse en fazla yolcu taşıyan havayolu olacaklar. 11 Eylül ile birlikte ciddi oranda küçülen bir sektörün biraz daha küçülmesi anlamına geliyor bu. Ancak oluşturacağı sinerji ile hem Delta çalışanları biraz rahat nefes alır hem de Delta`nın başı dertten kurtulmuş olur. US Airways birleşmenin kendilerine yıllık 1.65 milyar dolar tassarruf sağlayacağını tahmin ediyor. Eğer tahminleri doğruysa sadece bu bile satışın gerçekleşmesi için yeter.

 

Çin Amerikan Borç Kağıtları`nın Yılmaz Tüketicisi

2006`nın sadece ilk altı ayında Çin 45 milyar dolar değerinde Amerikan hazinesinin çıkarttığı borç kağıtlarından satın almış. Çinli`lerin elinde bulunan kağıtların toplam değeri ise yaklaşık 340 milyar dolar. Çin nerdeyse bütün cari fazlasını Amerikan kağıtlarına yatırıyor. Şirket satın almaları filan bu hesaba dahil değil. Japonya`nın elindeki borç kağıtlarının değeri ise 645 milyar doları buluyor. Bu iki ülke borç kağıtlarının altıda birini elinde tutuyor. En yakın takipçileri de İngiltere, Güney Kore ve Tayvan. Kısaca Amerikan ekonomisini şimdilik Asya kaplanları sırtlamış görünüyor. Bakalım bu sırtlama daha ne kadar devam edecek?

3 YorumYorum yaz!Bağlantı

14/11/2006 - Amerikan Hazinesi`ne Kim Borc Veriyor?

Japonya ve Cin Amerika`yi beslemeye devam ediyor. Bu borc servisi bakalim daha ne kadar devam edecek? Amerika onlarin urettigi mal ve servisleri aldigi surece ortada bir sorun gozukmuyor. Siz ne dersiniz?

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Global Ekonomi degerlendirmeleri, Turkiye ekonomisi konulu yazilar ve yorumlarimiz burada yer alacak..... Selçuk Hakan

Duzgun Gorunum

Sayfadaki Turkce karakterleri eger ilk yuklemede goremiyorsaniz sayfayi "refresh" yapiniz. Problem duzelecektir.

Basinda Ekonomist

Ugur Gurses 20 Kasim 2006

Son Yazılar

Krizden Çıkış Stratejisi 2
Krizden Cikis Stratejileri
Aslinda Turkiye Buyuyor!!!
Amerikan Otomotiv Sektörü’nü Kurtarma Planları
Amerika'da Ne Oldu? Ne Olabilir?
Bu Kez Roubini Hakli CIkti!!!
Hep Ayni Hata
Son Donemin Analitik Degerlendirmesi
Askerlik Bitti
Yorumsuz Okuyucu Yorumu

Linkler

Ana Sayfa
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta



Listed on BlogShares

Enter your Email


Powered by FeedBlitz
Technorati Profile


Google PageRank™ - Post your PR with MyGooglePageRank.com